Blog

şans dört yapraklı yonca

İş dünyasında bir stratejinizin olması, işin tamamen şansa bağlı olarak göründüğü durumlarda bile işinize yarayabilir mi? 

2005 yılında dünyaca ünlü iki müzayede evi, Christie’s ve Sotheby’s arasındaki mücadele stratejinin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Hikâyemiz New York’da geçiyor. 

Bir Japon elektronik şirketi, elinde bulunan ve toplam değeri 20 milyon Dolar civarında olduğu tahmin edilen resim koleksiyonunu satmaya karar veriyor. Koleksiyonda Cezanne, Picasso ve Van Gogh gibi ressamların tabloları var. 

İki uluslararası müzayede evi, gerçekleştirilecek bu müzayedeye aracılık etmeye oldukça istekli oluyor. Hangi şirket ile çalışacağına karar vermek üzere şirketin başkanı Takashi Hashiyama her iki müzayede evinin temsilcileri ile görüşüyor. Fakat müzayede evlerinin resimlere biçtikleri değerler birbirine o kadar yakın çıkıyor ki Hashiyama bir karara varamıyor.

Bu meseleyi çözmek ve işe biraz da eğlence katmak üzere Hashiyama, iki şirket arasında taş-kâğıt-makas oyununun oynanacağını ilan ediyor. Genellikle okul sıralarında oynanan bu oyunun kazananı belirleyecek olması, haliyle herkesin ilgisini çekiyor. Birden bu müzayede ilgi odağı haline geliveriyor. Şirketlerin seçimlerini bildirmeleri için dört gün süre veriliyor. Arada bir hafta sonu var. Sürenin bitiminde bir kağıda Japonca olarak yazılmış tercihlerin şirket ofisine teslim edilmesini söylüyor.  

Karar günü gelip çatıyor. Bir seremoni düzenleniyor. Her iki şirketin temsilcileri kağıda yazdıkları tek kelime strateji seçimlerini şirket yetkilisine teslim ediyorlar. Nefesler tutuluyor, şirket yetkilisi kâğıtlara 30 saniye boyunca bakıyor ve kazananı açıklıyor: Christie’s. Evet, Christie’s’in seçimi makas, Sotheby’s’ın seçimi kâğıt oluyor. Christie’s resimlerin satışından doğacak milyonlarca dolar komisyonu kazanırken, Sotheby’s ise bu komisyonu kaybediyor. 

Peki, bu şirketler oyuna nasıl hazırlandılar dersiniz? Sotheby’s oyunun tamamen şans oyunu olduğunu düşündü. Oyun hakkında pek zaman harcamadıklarını ve akıllarında bir strateji olmadığını daha sonra itiraf ettiler. Ya Christie’s…Onlar bunun bir strateji oyunu olduğunu farkedip işi ciddiye aldılar. Christie’s’in başkanı ve uzmanları haftasonunu bu oyuna ait stratejileri okuyarak, oyunun arkasındaki psikolojiyi inceleyerek ve uzmanlara danışarak geçirdiler. 

Hatta işi o kadar ciddiye aldılar ki, Dünya Taş-Kâğıt-Makas Topluluğunun yayınladığı yaklaşık 200 sayfalık “Taş-Kâğıt-Makas Strateji Rehberi”ni bile incelediler. Bu rehberde, makas seçiminin saldırgan ve akıllıca bir strateji olarak tanımlandığını öğrendiler. Christie’s bununla da yetinmedi. Üst düzey bir yöneticilerinin 11 yaşındaki ikiz kızlarından fikir aldılar. Çocuklar ise bu oyunu okullarında hergün oynadıklarını ve makas ile başlamanın en mantıklı seçim olacağını söylediler. Sonuçta Christie’s doğru seçimi yaptı ve kazandı. Christie’s müzayede evinin seçimi stratejik bir seçim, başarısı ise şans değildi. 

Girişteki sorumuzun cevabı evet. Stratejiler üzerinde düşünmek, tamamen şansa bağlı görünen durumları bile lehinize çevirmenizi sağlayabilir. Kuduz aşısını bulan kimyager Pasteur’ün dediği gibi “şans ancak buna hazır zihinlere güler.”

Hakan Karabacak 

Hakan-karabacak-yazar-hap-egitim-profil-resmi

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.