Blog

“Kalbinizi ve sezgilerinizi takip etme cesaretine sahip olun. Bir şekilde sizin gerçekten ne olmak istediğinizi zaten biliyorlar. Geri kalan her şey ikincildir.” — Steve Jobs
“Büyük miktarda istatistik araştırmaktan çok içgüdülerime güveniyorum.” -Richard Branson
“Hayatım boyunca sezginin sakin, küçük sesine güvendim. Ve hata yaptığım tek zaman, dinlemediğim zaman oldu.” — Oprah Winfrey
İçgüdüsel duyguların bilgelik, deneyim ve doğuştan gelen bir sezginin karışımıdır diyebilir miyiz? Çeşitli konularda karar vermekten ilişkilere kadar sezgisel ipuçları bize çeşitli biçimlerde gelir ve genelde doğru yönlendirir. Sezgilerimiz geçmiş deneyimlerimize, bilgi birikimlerimize ve bakış açılarımıza dayanır. Olayları mantık süzgecinden geçirip, analiz yapıp bir de sezgisel bir yetenekle birleştirebiliyorsak, bu durum sağlıklı ve yerinde kararlar verebilmemize olanak sağlayabilir. Doğru kararlar verebilmek için içgüdülerimize nasıl güvenebiliriz?
İş insanları genelde bir karar verirken yine aynı etkin sonuçları görebilmek ümidiyle geçmişte gördüğü mantık ve verilere dayanan kalıpları uygularlar ancak pandemi şirketleri ve girişimcileri geri dönülemez bir biçimde değiştirdi dolayısıyla eski kalıplarla hareket etmek ve bu belirsizlikte karar verme konusunda içgüdü ve vizyonumuzu takip etmemek yanlış kararlar vermemize neden olabilir.
Özellikle size rehberlik edecek yeterli veri olmadığında içgüdüleri dinlemeye değebilir. Örneğin yeni bir ürününüz var ve insanların bu ürüne nasıl tepki vereceğini mantıklı olarak düşündüğünüzde işin içinden çıkamıyorsanız burada içgüdülerinizi devreye sokabilirsiniz. Tabii ki her içgüdüsel karar en iyi sonuçlar vermez ve hatta bazen içgüdüleriniz sizi yoldan çıkarabilir ama en yenilikçi girişimcilerin kategorilerini içgüdülerine güvenerek verdiklerini düşünürsek bunun için denemeye değer diyebiliriz.
Sezgimizle nasıl bağlantı kuracağız?
Önemli kararlar vermeden önce gözlerinizi kapatıp sessizce oturmak ve konuyla ilgili düşünceleri dinlemek ve sonrasında sizde beliren bu düşünceleri bir yere yazmak size fayda sağlayabilecek iç görüler sunacaktır. Sezginizi takip ettikten sonra bunları düzenli olarak yazabileceğiniz bir günlük tutun. Zihninize gelen düşüncelerin korkudan mı yoksa sezgiden mi geldiğini anlamak için yapmak istediğiniz şeyin kararını vermiş gibi sesli olarak söyleyin ve bu kararın vücudunuzda yarattığı tepkiyi gözlemleyin. İçinizden yükselen bir olumlu heyecan ve sevinç mi hissediyorsunuz yoksa içiniz daralmış, kalbiniz sıkışmış gibi mi hissediyorsunuz? Duygularınızı yazın ve bunların sizi nereye götürdüğünün farkında olun.
Sonuç olarak, içgüdülerimize bu şekliyle güvenmek çoğu insan için olası değildir zira bu cesaret ister ve diğer insanlara sezgilerinize ne kadar güvendiğinizi itiraf etmek daha da büyük cesaret ister. Bunun da temel nedeni genelde sezgi hakkında yanlış çıkarımlarda bulunulması, bunun sihirli bir fenomen, bir yalan ya da sadece çılgın insanların zihninde var olduğuna inanılmasıdır. Ancak makalenin başlangıcında büyük girişimcilerin de ifade ettikleri gibi cesaret edip onları kullanabilirsek sezgiler bizi istediğimiz yerlere taşıyabilecek kılavuzumuz haline gelecektir.
Kaynaklar:
https://www.inc.com/marla-tabaka/iconic-entrepreneurs-use-their-intuition-to-succeed-what-you-need-to-know-about-following-your-gut.html
https://www.entrepreneur.com/article/350419