Blog

online eğitim

Covid-19 sonrası dünyada çoğu şey durma noktasına gelmiş olsa da bu duruma uygun yöntem, model ve uygulamaların bulunması ve hızlıca hayata geçirilmesi de insanoğlunun yeni koşullara çabucak adapte olabildiğinin göstergesidir. Pandemiden birçok sektör etkilendi ve bunlardan biri de eğitim sektörü oldu. Virüse karşı alınan önlemlerden biri de haliyle fiziksel olarak okullara, kurslara, vs. gitmeye ara vermek oldu ama bunun yerine bir model konulup eğitime devam edilmeliydi: Online Eğitim

 Covid-19 salgını, dünya çapında yaklaşık 1,6 milyardan fazla çocuk ve genç için öğrenmeyi kesintiye uğrattı. Dünya’ya baktığımızda Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), dünya genelinde en az 463 milyon çocuğun salgın döneminde uzaktan online eğitime erişimi olmadığını ve aylarca belki de daha uzun vadede eğitimin aksamasının ilerleyen yıllarda ekonomi ve toplumlarda olumsuz olarak hissedileceğini bildirdi. Raporda,100 ülkeden toplanan bilgilere göre her çocuğun online eğitim almak için gerekli ekipmanları yok ve bazı çocuklar da çalışmaya zorlandığı için online eğitim sürecine dahil olamıyor.

Ülkemize baktığımızda da yine benzer sorunlarla karşılaşıyoruz. Online eğitimle beraber eğitimde eşitsizlik sorunları iyice belirginleşti. Özellikle kırsalda yaşayan, internete ulaşımı çok zor olan öğrenci hatta öğretmenlerin online platformda bir araya gelerek bir eğitim sürecini başlatmalarında ciddi sıkıntılar yaşandı. Bu da özellikle sınava hazırlanan çok fazla sayıda öğrencide ciddi stres ve eğitim eksikliğine neden oldu.

 Korona nedeniyle zorunlu olarak uygulamaya konan uzaktan eğitim bir süre sonra koşullar normale dönse bile devam edeceği ve artık tamamen eski günlere dönülmeyeceği yaygın görüşler arasında. Devletin uygulaması EBA-TV’nin covid hafiflese bile yaz aylarında ve önümüzdeki eğitim yılından itibaren yeni işlevleriyle de yerini muhafaza etmeye devam edeceği söyleniyor. Online eğitim sistemi henüz özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkeler açısından daha çok yolun başında olunan bir durum ve daha emekleme döneminde olunduğu için de uzaktan eğitimin etkileri ve başarılarına ilişkin yeterli veri de bulunmamakta. 

Bu süreci artık geçici olarak görmemeliyiz, yeni ve daha verimli bir eğitim sistemine başlangıç dönemi gibi düşünmek daha faydalı olacaktır. Uzaktan eğitim modeliyle beraber süreci iyi yönetebilmek için öğretmenlerin dijital becerilere sahip olması artık elzem bir konu haline geldi ve öğretmenler konuyla ilgili eğitimler alarak derslerinde yeni teknolojileri kullanmaya başladılar. Bu da, öğretmenlerin mesleki gelişimlerine katkıda bulunmak amacıyla eğitim almalarının ne kadar önemli olduğunu göstermiş oldu. 

Hem online hem de yüz yüze eğitimin verildiği bir model olan Hibrit eğitim modeli dünya üzerinde ABD, İngiltere, Almanya, Kanada gibi ülkelerde aslında covid öncesi başlamıştı. Bu ülkeler gün geçtikçe bu eğitim modelini geliştirerek daha nitelikli bir duruma getirmek için çalışma ve yatırımlar yapıyor. Türkiye’de ise bu sistemin gelişmesi bu ülkelerin çalışmalarını örnek almaktan ve iyi analiz ederek uygulamaya koymaktan geçiyor.

Önümüzdeki zamanların eğitimde yeni ve radikal değişimler yaratarak artık mevcut haliyle pek de gitmeyen eğitim sektörünü dönüştürme potansiyeli var. Öğrencilerin bilgi teknolojilerini verimli bir şekilde sosyo- ekonomik durumuna bakılmaksızın eşit olarak kullanabildikleri, kendi alanlarıyla ilgili online kurslarda kendilerini geliştirebildikleri, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bireyselleştirilmiş programlarla öğrendikleri, bireysel gelişimlerinin daha profesyonel bir şekilde takip edildiği ve öğrenme eksiklerinin giderildiği online ve yüz yüze bir eğitim modeline geçiş için geç kalınmadan önlemler alınmalı ve gerekli çalışmalar yapılmaya başlanmalıdır.