Blog

yapay zeka ve insan

Günümüzde robot üretiminde geldiğimiz nokta bizi hem şaşırtıyor hem de endişelendiriyor. Dün kardan adama benzer görünümde robotlar üreten teknolojinin bugün görünüm olarak biz insanlara tıpatıp benzeyen, dinleyebilen, soruları yanıtlayabilen ve hatta buna göre davranışlar sergileyen gelişmiş robotlara doğru gelişimini izlemekteyiz. Geldiğimiz bu noktada, robotları üreten biz olduğumuz için kendimizi farklı ve üstün bir yere konumlandırıp “Onlar robot biz ise insanız” diyoruz. Farkımızın olduğu tabi ki tartışılamaz ancak acaba benzerliklerimiz de var mı?

Bunu daha iyi anlayabilmek için birlikte bir robot üretelim ve ona bir program yükleyelim. Bu robotumuza komutlarımızı, programına yüklediğimiz sözcükler vasıtasıyla verelim. Ör: “Öfkelen” komutu verdiğimizde öfkelensin, “Gülümse” komutu verdiğimizde gülümsesin vb. Böylelikle robotumuzu programladığımız sözcüklerle dışarıdan rahatça yönetebilelim ve bize istemiş olduğumuz tepkileri versin.
Şimdi kendi zihinsel yapımıza dönelim. Zihinsel yapımızın, doğumumuzdan itibaren önce ailemiz, sonra okul yaşamı ve çevremizle başlayan dışarıdan programlanma süreci sonucu oluşan değerlerimizle yaşamımızı sürdürüyoruz. Bu değerlere göre düşünceler oluşturup davranışlar sergiliyoruz. Herhangi bir kişi bizim değer verdiğimiz bir şeye değersiz yorumu yaparsa buna olumsuz tepki gösteriyoruz. Diğer yandan değer verir ve düşüncelerimizi onaylarsa onu kendimize yakın hissediyoruz. Dikkatinizi çekmek istediğim nokta, bizim de ürettiğimiz robotlar gibi dışarıya bağımlı tepkiler vermemiz. Bu tepkilerin farklı olması yaşam sürecimizde aldığımız deneyim kayıtlarının farklılıklarından kaynaklanıyor.

Zihinsel yapımız dışarıdan yönlendirilebilme özelliğiyle robotik yapısını ortaya koyarken, kendi ürettiğimiz robotlardan bizi üstün kılan önemli bir özelliğine de vurgu yapmalıyız. Zihnimiz dışarıdan programlanma sürecine paralel olarak kendi içinde de sürekli yeni programlar üretir. Gün be gün karşılaştığı durumları değerlendirerek yeni düşünceler oluşturur ve kendisini programlayarak yoluna devam eder. Bunun en iyi örneğini çevremizde bize karşı davranışlarını değiştiren kişilerde görürüz. Diğer sık karşılaştığımız bir örnek ise çevremizdeki bazı kişilerin radikal kararlar alarak inançlarında, değer yargılarında ve yaşam tarzlarında büyük değişimler yapmasıdır.

Peki önümüzdeki yıllarda teknolojinin kendi kendini programlayabilen robotlar üretebileceğini düşünebilmek korkutucu değil mi?

Ali Kirman

Orta öğrenimimi TED Ankara Koleji ve İngiliz Erkek Lisesi (EHSB)'de, yüksek öğrenimimi İngiltere'de, University of The West of England (UWE)'de ekonomi dalında B.A Economics derecesi alarak tamamladım. Özel sektörde kariyerimde ilerlerken babamın tavsiyesi ve ricasıyla 1991 yılında eğitim sektörüne geçiş yaptım. Bir dönem sonra eğitim sektöründe mutlu ve verimli olduğumu görünce tamamen çalışmalarımı bu yönde geliştirdim. Kısa süre içerisinde dünyanın sayılı şirketleri eğitim programlarıma ve konferanslarıma katılmaya başladılar ve halen katılmayı sürdürmektedirler. Bunlar içinde Coca Cola, Mc. Donalds, SMC, 3M, HP, Türk Telekom, Cisco, Daikin, BP vb. gibi daha birçok yerli ve global şirketi sayabiliriz. Ülkeme bilgi ve birikimlerimi paylaştığım üç kitap hediye ettim. Spor her zaman yaşamımın bir parçası olmuştur. Kendimi geliştirmeye çalışırken ruhumu görsel ve yazılı sanat yoluyla beslemeye özen göstermekteyim. Son yıllarda bilimsel temelli eğitimler veriyor ve insanbilim üzerine çalışmalar yapıyorum.